
Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 103. Yıl coşkusu
Cumhuriyet meydanındaki bayram töreni sonrası, Atatürkçü Düşünce Derneği Kayseri Şubesi 29 Ekim Cumhuriyet bayramı nedeniyle fener alayı yürüyüşü yaptıo, Valilik tarafındanda bayram resepsiyonu gerçekleştirildi.
Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 103’üncü yıl dönümü, tüm yurtta olduğu gibi Kayseri’de de büyük bir heyecan ve gururla kutlandı. Gazi Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde aziz milletin ortaya koyduğu destansı bağımsızlık mücadelesini taçlandıran Cumhuriyet’in kuruluş yıl dönümünde, Kayseri Cumhuriyet Meydanı’nda görkemli bir tören gerçekleştirildi. Coşkulu törene, Kayseri Valisi Gökmen Çiçek, Garnizon Komutanı Hava Tümgeneral Serkan Gökhan Can ve Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç başta olmak üzere kent protokolü ve çok sayıda vatandaş katıldı.
Kayseri’deki 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamaları, sabah saatlerinde valilikte düzenlenen tebrikat töreniyle başladı. Kayseri Valisi Gökmen Çiçek, Garnizon Komutanı Hava Tümgeneral Serkan Gökhan Can ve Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, burada protokol üyelerinin ve davetlilerin bayram tebriklerini kabul etti.
Kayseri Cumhuriyet Meydanı’nda 29 Ekim Coşkusu
Kayseri Valiliği’ndeki bayramlaşmanın ardından Cumhuriyet Meydanı’na geçen Vali Çiçek, Başkan Büyükkılıç ve Tümgeneral Can, araç üzerinde Sivas Caddesi ve meydan güzergâhı boyunca vatandaşları selamladı. Meydandaki tören, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı mesajının okunmasının ardından törende konuşan Vali Gökmen Çiçek, “Bugün Kayseri’nin meydanında, bağımsızlık irademizin dünyaya ilan edildiği tarihi günün yıl dönümünde, o günü anmak için coşkuyla, gururla ve onurla bir araya geldik. Cumhuriyetimizin 103’üncü yılı kutlu olsun” dedi.
Çiçek, aziz milletin; tarihi zaferlerle, mücadelelerle, fedakârlıklarla örülmüş köklü bir milletin evlatları olduğuna vurgu yaparak, “Geçmişimizden getirdiğimiz ortak değerimiz, bağımsızlığımıza olan tutkumuz, vatanımıza olan kara sevdamız ve zor zamanlarda kenetlenme irademizdir” diye konuştu.
Cumhuriyet Bayramı kutlama etkinlikleri kapsamında her yıl düzenlenen geleneksel Cumhuriyet Tırmanışında Erciyes Dağı zirvesinde açılan Türk Bayrağı, tırmanış ekibi tarafından törenle Vali Çiçek’e teslim edildi.
Gösteriler ve Geçit Töreni Kutlamalara Renk Kattı
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlama programı, öğrencilerin okuduğu duygu dolu şiirler ve çeşitli gösterilerle devam etti. Talas ilçesi Türkan Altun-Av. Mehmet Altun İlkokulu ile İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Halk Oyunları ekibinin gösterileri de Cumhuriyet Bayramı coşkusu ile meydanı dolduran Kayserililerden büyük beğeni topladı.
Halk oyunları gösterilerinin ardından, Kayseri İl Jandarma Komutanlığı Jandarma Asayiş Komando Bölük Komutanlığı Gösterisi izleyenlere gurur ve heyecan dolu anlar yaşatırken, gösteri de açılan Türk bayrağı Vali Çiçek’e takdim edildi.
Kutlama programında, Büyükşehir Belediyesi Bando Takımı, AFAD, Kızılay, izciler, gaziler, sporcular, itfaiye personeli, asker ve polislerin kortej geçişi meydanı dolduran vatandaşlardan yoğun alkış aldı.
Başkan Büyükkılıç, Vatandaşlarla Cumhuriyet Bayramı Coşkusunu Paylaştı
Cumhuriyet Meydanı’ndaki kutlama programı boyunca vatandaşların sıcak ilgisiyle karşılanan Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, başta çocuklar ve gençler olmak üzere Kayserililerle Cumhuriyet Bayramı coşkusunu paylaştı.
CUMHURİYET İÇİN KOŞACAKLAR
SAFKANLAR SEZON FİNALİNİ ANKARA’DA YAPACAK
Türk atçılığının iki köklü organizasyonu Cumhurbaşkanlığı Kupası ve Cumhuriyet Koşusu, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı haftasında Ankara’da düzenlenecek. İngiliz ve Arap safkanların sezon finali niteliğindeki mücadeleleri, 31 Ekim Cumartesi günü 75. Yıl Hipodromu’nda koşulacak.
CUMHURİYET COŞKUSU HİPODROMA TAŞINACAK
Başkent Ankara, 1939 yılından bu yana kesintisiz düzenlenen Cumhurbaşkanlığı Kupası ile Cumhuriyet Koşusu’na ev sahipliği yapacak. Sezonun en önemli randevuları arasında yer alan yarışlar, safkanların sezon boyunca ortaya koydukları performansı taçlandırmaları açısından büyük önem taşıyor.
GAZİ’DEN SONRA EN YÜKSEK İKRAMİYE
İngiliz safkanların mücadele edeceği Cumhurbaşkanlığı Kupası, Gazi Koşusu’nun ardından en yüksek ikramiyeli yarış olarak öne çıkıyor. Üç ve daha yukarı yaşlı İngiliz atlarının katılacağı koşu, 2 bin 400 metre çim pistte gerçekleştirilecek. Organizasyon, bu yıl 88. kez yarışseverlerle buluşacak.
ARAP SAFKANLAR CUMHURİYET İÇİN PİSTE ÇIKACAK
Cumhuriyetin 103’üncü yılının kutlandığı haftada düzenlenecek Cumhuriyet Koşusu’nda ise üç ve daha yukarı yaşlı Arap safkanlar birincilik mücadelesi verecek. Bin 600 metre çim pistte koşulacak yarış, sezonun en önemli mücadelelerinden biri olacak.
YARIŞ HEYECANI GÜN BOYU TAY TV’DEN CANLI YAYINDA
Tay TV, Cumhuriyet haftasının heyecanını özel yayınlarıyla ekranlara taşıyacak. Ankara 75. Yıl Hipodromu’ndan gerçekleştirilecek canlı yayınlar, yarışseverlere gün boyunca koşuların nabzını tutma fırsatı sunacak.
SON DÜZLÜKTE YARIŞ DEĞERLENDİRMESİ
Tay TV Genel Yayın Yönetmeni Hakan Cantınaz’ın moderatörlüğünü üstlendiği ve 27 yıldır kesintisiz canlı yayınlanan fenomen program “Son Düzlük”, saat 10.30’da başlayacak. Eray Balcı ve Tolgahan İmal’in yorumları, analizleri ve değerlendirmeleriyle renk katacağı program, saat 13.00’e kadar devam edecek.
CUMHURBAŞKANLIĞI ÖZEL YAYINI
Tay TV, saat 14.00’te Cumhuriyet ve Cumhurbaşkanlığı Özel Yayını’na geçecek. Yarış ekranlarının deneyimli sunucusu İlke Duyan, koşular öncesinde ve sonrasında yarış dünyasının önemli isimlerinden yorumları, tahminleri ve değerlendirmeleri alacak. Özel yayın, günün heyecanını ekranlara taşıyacak.
GEÇEN YILIN KAZANANLARI
Geçen yıl Cumhurbaşkanlığı Kupası’nı “Grande Flusso” jokeyi Ayhan Kurşun ile Cumhuriyet Kupası’nı da “Gökırmak” jokeyi Mehmet Salih Çelik ile kazanmıştı.
CUMHURİYET’İN 103’ÜNCÜ YILINDA TÜRK DÜNYASINDAN 400 SANATÇI AYNI SAHNEDE BULUŞTU
Cumhuriyet’in 103’üncü yılı dolayısıyla düzenlenen Türk Dünyası Özel Konseri, 400 sanatçıyı aynı sahnede buluşturdu. Ankara Arena Spor Salonu’nu dolduran sanatseverler, eserlere alkışlarla eşlik ederek Cumhuriyet Bayramı coşkusunu paylaştı. Konseri izleyen Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Türk dünyasının sanatçılarının ortak kültürün zenginliğini ve kardeşliğin gücünü bir kez daha ortaya koyduğunu vurguladı.
Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Cumhuriyet Bayramı Konserleri kapsamında gerçekleştirilen Türk Dünyası Özel Konseri, Cumhuriyet Bayramı coşkusunu Türk dünyasının sesleri ve sahne kültürüyle buluşturdu.
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy da Ankara Arena Spor Salonu’nda düzenlenen konseri izleyerek sanatçıların ve sanatseverlerin bayram heyecanına ortak oldu.
Konsere ayrıca TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Fuat Oktay, TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Mustafa Varank, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Türk Devletleri ile İlişkiler Başkanı Prof. Dr. Kürşad Zorlu, TÜRKSOY Genel Sekreteri Sultan Raev ve Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Gökhan Yazgı da katıldı.
Şef Cemi’i Can Deliorman yönetimindeki Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrasının sahne aldığı gecede Murat Karahan, Zarina Altynbayeva ve Türk dünyasının değerli solistlerine korolar ve dans toplulukları eşlik etti. Kazak sanatçı Dimash Qudaibergen’in özel konuk olarak katıldığı konser, toplam 400 sanatçıyı Cumhuriyet’in 103’üncü yılı için aynı sahnede bir araya getirdi.
Sahnedeki Heyecan Tribünlere Taşındı
Ankara Arena Spor Salonu’nu dolduran coşkulu kalabalık, sanatçıların seslendirdiği eserlere alkışlarla eşlik etti. Solistlerin performansları, koroların güçlü sesleri ve dans topluluklarının gösterileriyle renklenen gecede, sahnedeki heyecan tribünlere taşındı. Türk dünyasının farklı coğrafyalarından gelen sanatçılar ile sanatseverler, Cumhuriyet Bayramı’nın sevincini birlikte yaşadı.
“400 Sanatçı, Aynı Sahne, Aynı Coşku”
Bakan Ersoy, konsere ilişkin sosyal medya paylaşımında, “400 sanatçı, aynı sahne, aynı coşku… Cumhuriyetimizin 103. yılını Türk dünyasının ortak sesiyle kutluyoruz!” ifadelerini kullandı.
Ankara Arena’da sanatçıların ve sanatseverlerin Cumhuriyet Bayramı heyecanını paylaştıklarını belirten Ersoy, şef Cemi’i Can Deliorman yönetimindeki Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası ile solistlerin, koroların ve dans topluluklarının unutulmaz bir gece yaşattığını ifade etti. Ersoy, özel konuk Dimash Qudaibergen’in de sesi ve yorumuyla bu anlamlı buluşmaya ayrı bir renk kattığını kaydetti.
“Ortak Kültürümüzün Zenginliğini ve Kardeşliğimizin Gücünü Ortaya Koydu”
Konserin Türk dünyası arasındaki kültürel bağlar açısından taşıdığı anlamı vurgulayan Bakan Ersoy, şunları kaydetti:
“Bu gece aynı sahnede buluşan Türk dünyasının sanatçıları, ortak kültürümüzün zenginliğini ve kardeşliğimizin gücünü bir kez daha ortaya koydu. Farklı coğrafyalardan yükselen sesler, Cumhuriyetimizin coşkusunda birleşti.”
Kültür ve sanat aracılığıyla Türk dünyası arasındaki yakınlığı güçlendirmeyi sürdüreceklerini belirten Ersoy, “Kültür ve sanatın kurduğu bağlarla Türk dünyası arasındaki yakınlığı güçlendirmeye, ortak mirasımızı birlikte yaşatmaya devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.
Bakan Ersoy, gecede emeği geçen sanatçılara, topluluklara ve aynı heyecanı paylaşan sanatseverlere teşekkür ederek Cumhuriyet’in 103’üncü yılını kutladı.
Cumhuriyet Bayramı’nda İkinci Buluşma Külliye’de
TDT Cumhuriyet Bayramı Konserleri, 29 Ekim’de Cumhurbaşkanlığı Külliyesi Beştepe Kültür ve Kongre Merkezi’nde düzenlenecek özel programla devam edecek. Türk Devletleri Teşkilatı devlet başkanlarının onuruna gerçekleştirilecek davetli konserde Dimash Qudaibergen, kendi müzik topluluğuyla sahne alacak.
ÜLKÜ OCAKLARINDAN KAYSERİ’DE 29 EKİM CUMHURİYET BAYRAMI’NA COŞKULU KUTLAMA
Ülkü Ocakları Kayseri İl Başkanlığı tarafından 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla Talas Paraşüt İniş Alanı’nda düzenlenen program, yoğun katılım ve büyük bir coşkuyla gerçekleştirildi. Cumhuriyet Bayramı’nın gururunun hep birlikte yaşandığı etkinlikte havai fişek gösterileri ve Grup Volkan konseri vatandaşlara unutulmaz bir akşam yaşattı.
Türk bayraklarının dalgalandığı, milli birlik ve beraberlik duygularının ön plana çıktığı programda, Cumhuriyetimizin 103. yıl dönümü büyük bir heyecanla kutlandı. Havai fişek gösterileri geceye renk katarken, Grup Volkan’ın sahne performansı katılımcılara bayram coşkusunu doyasıya yaşattı.
İl Başkanı Halit Yağmur: “Cumhuriyet, Millî İradenin ve Bağımsızlık Ruhunun Ebedî Nişanesidir”
Ülkü Ocakları Kayseri İl Başkanı Halit Yağmur, programda yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:
“Cumhuriyetimizin 103. yıl dönümünü, milletimizin bağımsızlık aşkına, birlik ve beraberliğine yakışır bir coşkuyla kutlamanın gururunu yaşıyoruz. Cumhuriyet; aziz milletimizin fedakârlığının, bağımsızlık iradesinin ve geleceğe duyduğu inancın en güçlü nişanesidir.
Bizler, Türk gençliğinin millî ve manevi değerlerine bağlı, tarihinden aldığı güçle geleceğe yürüyen nesiller olarak bu kutlu mirasa sahip çıkmaya devam edeceğiz. Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere, Millî Mücadele’mizin tüm kahramanlarını, aziz şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum.
Bu anlamlı gecede bizlerle aynı heyecanı paylaşan tüm hemşehrilerimize teşekkür ediyor; Cumhuriyet Bayramı’mızı yürekten kutluyorum. Ne mutlu Türk’üm diyene!”
Ülkü Ocakları Kayseri İl Başkanlığının düzenlediği program, Cumhuriyet coşkusunun ve millî birlik ruhunun hep birlikte yaşanmasıyla sona erdi.
Cumhuriyet’in İkinci Yüzyılında Otomotivin Geleceği Verimlilik ve Teknolojiyle Şekilleniyor
Fuchs Lubricants Türkiye, Cumhuriyet’in 103. yılında otomotiv sanayisinin geleceğini şekillendiren teknoloji, enerji verimliliği ve sürdürülebilir üretimin önemine dikkat çekiyor.
Türkiye otomotiv sanayisi, Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında teknolojik dönüşüm, enerji verimliliği ve sürdürülebilir üretim hedefleri doğrultusunda gelişimini sürdürüyor. Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) verilerine göre sektör, 2026 yılının ilk dokuz ayında 31,1 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirerek Türkiye’nin ihracatındaki lider konumunu korudu. [1]
Otomotiv Sanayii Derneği (OSD) verileri ise üye kuruluşların 18 Ar-Ge merkeziyle 2025 yılında yaklaşık 294 milyon dolarlık Ar-Ge ihracatı gerçekleştirdiğini ortaya koyuyor. [2]
Türkiye’nin üretim ve teknoloji alanındaki gelişimi, otomotiv sanayisinin geleceğinde verimlilik ve inovasyonun önemini artırıyor. Dünyanın önde gelen bağımsız madeni yağ üreticilerinden FUCHS, geliştirdiği ileri teknoloji çözümlerle otomotiv sektörünün değişen ihtiyaçlarına yanıt verirken daha verimli ve sürdürülebilir üretim süreçlerini destekliyor.
Otomotivde rekabetin yeni anahtarı: Teknoloji ve verimlilik
Otomotiv endüstrisinde yaşanan teknolojik gelişmeler, yalnızca araçların tasarımını ve performansını değil, üretimden kullanıma kadar tüm değer zincirini yeniden şekillendiriyor. Daha düşük enerji tüketimi, daha uzun ekipman ömrü, daha az kaynak kullanımı ve yüksek operasyonel verimlilik, sektörün öncelikli hedefleri arasında bulunuyor.
Bu dönüşümde madeni yağ teknolojileri de önemli bir rol üstleniyor. Motorlarda ve mekanik sistemlerde sürtünmenin azaltılması, aşınmanın önlenmesi ve enerji kayıplarının sınırlandırılması, hem araç performansına hem de kaynak verimliliğine katkı sağlıyor.
Elektrikli mobilite, yeni nesil teknolojilere olan ihtiyacı artırıyor
Otomotiv sanayisindeki dönüşümün önemli başlıklarından birini elektrikli mobilite oluşturuyor. Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) Global EV Outlook 2026 raporuna göre, dünya genelinde elektrikli otomobil satışları 2025 yılında yüzde 20 artarak 20 milyonu aştı. Böylece elektrikli otomobiller, küresel yeni otomobil satışlarının yaklaşık dörtte birini oluşturdu. [3]
Elektrikli araçların yaygınlaşması, otomotiv endüstrisinde yalnızca güç aktarma sistemlerini değil, madeni yağ ve ısı yönetimi teknolojilerini de dönüştürüyor. Geleneksel içten yanmalı motorlardan farklı teknik gereksinimlere sahip elektrikli araçlarda, özel olarak geliştirilen madeni yağlar ve soğutma sıvıları, sistemlerin güvenilir ve verimli çalışmasına katkı sağlıyor.
FUCHS, elektrikli araçlara yönelik geliştirdiği yenilikçi madeni yağ teknolojileriyle otomotiv endüstrisinin dönüşümünü destekliyor. Araç teknolojilerindeki dönüşümün yanı sıra otomotiv üretim tesislerinde kullanılan endüstriyel yağlar, metal işleme sıvıları ve özel uygulama yağları da üretim süreçlerinde ekipmanların güvenilir çalışmasına, kullanım ömürlerinin uzatılmasına ve operasyonel verimliliğin artırılmasına katkı sağlıyor.
Sürdürülebilir üretimin temelinde inovasyon var
FUCHS, araştırma ve geliştirme çalışmalarında ürün performansının artırılmasının yanı sıra enerji, kaynak ve maliyet verimliliğinin iyileştirilmesine odaklanıyor. Otomotiv üreticileri ve sanayi kuruluşlarının farklı ihtiyaçlarına yönelik geliştirilen madeni yağ teknolojileri, ekipmanların kullanım ömrünün uzatılmasına ve üretim süreçlerinde operasyonel verimliliğin artırılmasına katkı sağlıyor.
Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında Türk otomotiv sanayisinin yüksek katma değerli üretim ve teknolojik dönüşüm hedefleri önem kazanırken, yenilikçi madeni yağ teknolojileri de daha verimli, rekabetçi ve sürdürülebilir bir üretim ekosisteminin tamamlayıcı unsurları arasında yer alıyor.
CUMHURİYET COŞKUSU HUPALUPA SAHNE’DE ÜÇ GÜN BOYUNCA YAŞANACAK
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nın coşkusu HUPALUPA SAHNE’de çocuklar ve ailelerle birlikte yaşanacak. MBA Okulları Çocuk Bandosu ve kortej yürüyüşüyle başlayacak kutlamalar; koro gösterisi, ödüllü yarışmalar, Cumhuriyet marşları ve interaktif etkinliklerle bayram sevincini sahneye taşıyacak. Ücretsiz etkinlik programı, 30 Ekim’de Sihirbaz Gösterisi ve 31 Ekim’de Bilim Show ile devam edecek.
Cumhuriyet’in 103. yıl dönümü, bayramın coşkusunu çocuklarla birlikte yaşatacak etkinliklerle karşılanıyor. HUPALUPA SAHNE’de 29 Ekim’den 31 Ekim’e kadar sürecek program; müzik, kortej yürüyüşü, yarışmalar ve sahne gösterileriyle bayram tatiline renk katacak.
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı etkinlikleri, MBA Okulları Çocuk Bandosu ve kortej yürüyüşüyle başlayacak. Gün boyunca çocuklar ‘‘Sahne Senin” etkinliğinde sahneye çıkabilecek; MBA Okulları Koro Gösterisi de izleyicilerle buluşacak. MC eşliğinde düzenlenecek ödüllü yarışmalar, Türk bayrağı dağıtımı, Cumhuriyet marşları ve interaktif sahne etkinlikleri günün coşkusunu tamamlayacak.
Etkinlik programı, 30 Ekim Cuma günü interaktif sihirbazlık gösterileriyle devam edecek. Çocukları eğlenceli ve şaşırtıcı anlarla buluşturacak gösterilerin ardından, 31 Ekim Cumartesi günü deneyler ve sahne performanslarıyla bilimi eğlenceli bir deneyime dönüştüren Bilim Show gerçekleştirilecek.
CUMHURİYET’İN 103 YILLIK IŞIĞI GALATA KULESİ’Nİ AYDINLATTI
Cumhuriyet’in 103’üncü yıl dönümünde İstanbul’un simge yapılarından Galata Kulesi, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün hafızalara kazınan fotoğrafları ve ay yıldızla aydınlandı. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, “Cumhuriyetimizin 103 yıllık gururuyla bu akşam Galata Kulesi’ni aydınlattık!” sözleriyle 29 Ekim coşkusunu tarihî kuleye taşıdıklarını duyurdu.
Kültür ve Turizm Bakanlığı, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla İstanbul’un tarihî simgelerinden Galata Kulesi’nde özel bir görsel gösteri gerçekleştirdi.
Cumhuriyet’in ilanının 103’üncü yıl dönümüne özel hazırlanan gösteride, tarihî kulenin cephesi Atatürk’ün farklı dönemlerine ait görüntüleriyle aydınlandı.
Atatürk’ün Tarihî Fotoğrafları Galata Kulesi’nde
Görsel gösteride, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kürsüdeki hitaplarından milletini selamladığı anlara, yol arkadaşlarıyla birlikte yürüdüğü karelerden resmî törenlerdeki görüntülerine kadar hafızalara kazınan siyah beyaz fotoğrafları dönüşümlü olarak yansıtıldı.
Atatürk’ün tarihe iz bırakan fotoğraflarına Türk bayrağının ay yıldızı ve “29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız Kutlu Olsun” mesajı eşlik etti.
Gösteriye yoğun ilgi gösteren vatandaşlar, Galata Kulesi’ne yansıtılan görüntüleri cep telefonlarıyla kaydetti. Çektikleri fotoğraf ve videoları sosyal medya hesaplarında paylaşan vatandaşlar, Cumhuriyet Bayramı coşkusuna ortak oldu.
Bakan Ersoy’dan Cumhuriyet’in Emaneti Vurgusu
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, gösterinin ardından sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Cumhuriyet’in kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün tarihe iz bırakan fotoğraflarını şanlı ay yıldızla birlikte Galata Kulesi’nin duvarlarına yansıttıklarını belirtti.
Hafızalara kazınan görüntülerin taşıdığı tarihî ve manevi anlama dikkat çeken Bakan Ersoy, paylaşımında şu ifadelere yer verdi:
“Her bir karede milletimizin bağımsızlık iradesini, Cumhuriyetimize duyduğumuz derin minneti ve gelecek nesillere taşıdığımız büyük emaneti bir kez daha hissettik.”
Bakan Ersoy, paylaşımını “Cumhuriyetimizin ışığı, bu topraklarda ilelebet parlamaya devam edecek!” sözleriyle tamamladı.
TKP Ankara, İstanbul ve İzmir’de yürüdü: ‘Çalınan Cumhuriyet’i geri alacağız’
Türkiye Komünist Partisi (TKP), Cumhuriyet’in ilanının 103. yıldönümünde “Çalınan Cumhuriyeti Geri Alacağız” sloganıyla Ankara, İstanbul ve İzmir’de kitlesel yürüyüşler düzenledi.
İstanbul’daki yürüyüş saat 19.30’da Kadıköy Söğütlüçeşme Metrobüs durağından başladı. Binlerce emekçi “Kahrolsun saltanat yaşasın Cumhuriyet”, “Bu halk size diz çökmez, boyun eğmez”, “Cumhuriyet bizim, yaşasın sosyalizm”, “Hırsız holdingler, hırsız TÜSİAD”, “Örgütlü bir halkı hiçbir kuvvet yenemez”, “Cumhuriyet için ayağa kalk” sloganlarıyla, düdükler ve ıslıklarla çoşkulu bir kortejle çarşı boyunca yürüdü.
“Cumhuriyeti geri almak için onu eşitlikle ve emekçi halkın iktidarıyla buluşturmak zorundayız” diyenlerin buluştuğu kalabalık kortejde gasp edilen hakları için dayanışma ağlarında yan yana gelerek mücadele eden işçiler, emekliler, sağlıkçılar, öğretmenler, gençler, Türkiye Halk Temsilcileri Meclisi’nin yerel meclislerinde emeğin Cumhuriyet’ini kurmak için mücadele yürüten yurttaşlar da kendi pankartlarıyla yerlerini aldı.
İstanbulda binler karanlığa gömülen meydanı aydınlattı
Yürüyüşün ardından Rıhtım Meydanı’nda toplanan yurttaşları Şua İnşaat tarafından ücretleri ödenmeyerek işten çıkarılmaları üzerine Patronların Ensesindeyiz Ağı’nda bir araya gelerek hakları için mücadele eden inşaat işçileri adına Ahmet Özdemir selamladı. Özdemir, “patronlar Cumhuriyet’i yıktı, biz emekçiler Cumhuriyet’i yeniden inşa edeceğiz” diyerek tüm emekçileri mücadelelerine destek vermeye çağırdı.
Ardından TKP Merkez Komite Üyesi Alpaslan Savaş meydanı dolduran yurttaşlara seslendi. Kalabalığı gizlemek için karartılan meydanı yurttaşlar telefonlarının ışıklarıyla aydınlattı.
Savaş, konuşmasına Cumhuriyet’in Anadolu’nun yoksul halkı ve Mustafa Kemal önderliğindeki kadrolar tarafından başarılan bir devrim olduğunu belirterek başladı:
“İstanbullular hepinizin cumhuriyeti kutlu olsun. Eşitlik, özgürlük ve bağımsızlık fikriyle ortaya çıktı cumhuriyet. Ve bu fikir Anadolu’nun yoksul halkının, emekçilerinin, köylülerinin daha iyi bir ülke yaratmak daha aydınlık bir ülke yaratmak, eşitlik, özgürlük ve bağımsızlık bayrağı altında yaşayabilmeleri fikrinin hayata geçmesiydi.
Cumhuriyet bağımsızlık, eşitlik ve özgürlük fikri bir devrimle taçlandı. Bu devrim cumhuriyet devrimidir. Bugün kutlayacağımız şey varsa o da Anadolu halkının bu halkın elleriyle bileğinin kuvvetiyle hayata geçirdiği bu devrimdir. Kutlu olsun cumhuriyet devrimi. Cumhuriyetin mimarıydı onlar. Ezilenler, yoksullar ayağa kalktılar ve geleceklerini ellerine aldılar. Buradan cumhuriyet devriminin mimarı kurtuluş mücadelesini devrimle taçlandıran kadrolara da saygılarımızı sunmamız gerekir. Mustafa Kemal ve arkadaşları Anadolu’nun yoksul halkıyla birlikte hepsi bu ülkenin bağımsızlığı için mücadele ettiler ve elde ettiler. Hepsini saygıyla, sevgiyle selamlıyoruz.
‘Bizim için 29 Ekim artık bir mücadele günüdür’
Cumhuriyetin bir karşıdevrimle geriletildiğini belirten Savaş, verili siyasal, ekonomik ve toplumsal koşullarda 29 Ekim’in artık bir kutlama değil mücadele günü haline geldiğini ifade etti:
“Cumhuriyet kutlu olsun dedik. Olsun tabii ki olsun olmasına ama bugün 103 yıl sonra cumhuriyet bir karşıdevrimle ne yazık ki geriletildi. Bunu görmemiz hani derler ya eğri oturup doğru konuşmamız lazım. Bugün ülkemize dönüp baktığımızda gördüğümüz şeyler cumhuriyetin bir karşıdevrim hamlesi karşısında gerilediği hatta önemli mevzi kaybettiğidir.
Bir ülkede bir ülkede bağımsızlık fikrinin yerine işbirlikçilik almışsa, yurttaşlık fikrinin yerine ümmetçilik yükselmişse laiklik gitmiş yerine dinsellik gelmişse; aklı hür, vicdanı hür yurttaşlara bağımlılık ve geri fikirler yüklenmişse, kamuculuk yerine piyasacılık yükselmişse biz o ülkede cumhuriyetin varlığının tehlikeye düştüğünü hatta gerilediğini söyleriz. Böyle bir ülkede cumhuriyetten bahsedemeyiz. Ne yazık ki bahsedemeyiz. Böyleyse hal, cumhuriyet bu noktaya getirilmişse o zaman esas olan bugünü bayram değil bir mücadele günü haline getirmektir. Bizim için 29 Ekim artık bir mücadele günüdür.
Türkiye’de cumhuriyetimizi çaldılar. Bu halkın cumhuriyeti çalınmıştır. Onu geri alacağız o başka. Mücadele günü dedik. Ama kim çaldı cumhuriyeti? Kimler çaldı cumhuriyeti? Bunu iyi anlamamız, iyi tespit etmemiz lazım ki madem mücadele günündeyiz, kimlere karşı mücadele edeceğimizi, neye karşı ayağa kalkacağımızı iyi bilmemiz lazım. Bakın memleketin haline cumhuriyeti kimin çaldığını görürsünüz. İşte size fon soygunu. Cumhuriyeti çalanlar fon soyguncularıdır. İçlerinde siyasetçiler var. İçlerinde milletvekilleri var, eski bakanlar var. Bürokratlar var. Halkın üç kuruş köşeye koyduğu bileziğini bozdurup verdiği ya da fazla mesaisiyle arttırıp köşeye koyduğu parayı borsada, fonda hortumlayıp zenginleşenler bunlar. İşte cumhuriyeti bunlar çaldılar. Hani kimsesizlerin kimsesiydi cumhuriyet? Bunlar kimsesizleri sokak ortasında bırakıp kasalarına koştular. Hırsızlık yaptılar, Cumhuriyet’i çaldılar.
Bir ülkenin refahı, bir ülkenin gelişmişliği, iyiliği, gönenci önce çocuklarına bakarsınız sonra yaşlılarına bakarsınız. Onlar nasıl yaşıyor, ne durumdadır? Ona bakarak karar verirsiniz. Bugün bu ülkenin yaşlıları ikinci sınıf vatandaş bile değildir. Ölsün diye bekliyorlar. Neden? Asgari ücretin altında emekli maaşı. Bugün emeklileri ucuz tek yıldızlı otellerin paylaşımlı odalarına mahkûm ediyorlar. İşte bunlardır cumhuriyetimizi çalanlar. Bunlardır cumhuriyeti çalanlar.
Kademeli emeklilik çıkacak mı çıkmayacak mı bunu tartışıyoruz. Emeklilik hakkını ortadan kaldırıp emekliliği şirketlerin para kazanma aracı haline getiren onu da fon haline getirenlerdir cumhuriyeti çalanlar. Cumhuriyeti çalanlar MESEM adı altında çocuk işçiliğe yasal kılıf getirenlerdir. O çocuk işçileri patronuna dövdürenlerdir. Onların iş cinayetlerinde ölümünü seyredenlerdir.”
‘Hiç kimse bu ülkeyi ABD’nin ipiyle, İsrail’in kuyusuna indirmeye çalışmasın’
TKP MK Üyesi Alpaslan Savaş, Türkiye’nin iktidarın Yeni Osmanlıcı politikalarıyla içine sürüklendiği tehlikeye dikkat çektiği konuşmasına şöyle devam etti:
“Bizim için cumhuriyet, komşularınla iyi geçinmektir. Bizim için cumhuriyet dostluktur, barıştır. Şimdi bugün Meclis’te bu Cumhuriyet Bayramı 29 Ekim’den sonraki günlerde görüşülmeyi bekleyen bir şer anlaşması var. Adı Mekke Anlaşması. Bizim için, cumhuriyet için bağımsızlık yurtta barış, dünyada barıştır. Bunun tersine hareket edenler cumhuriyeti çalanlardır.
Şimdi diyorlar ki Türkiye büyük ülke haline geliyor. Pakistan ve Suudi Arabistan’la birlikte yapılan bu anlaşma aslında bir güvenlik anlaşmasıymış. Türk askeri o taraflara gitmeyecekmiş. Zaten orası da uzakmış. Böyle söylüyorlar Dalga mı geçiyorsunuz bizimle? Bu halkla dalga mı geçiyorsunuz? Dünya coğrafyasının en çatışmalı, en sorunlu bölgesinde birbirleriyle savaşan taraflar arasında bu ülkeyi o taraflardan birinin yanında müttefik ilan ediyorsunuz. Bununla ilgili anlaşma yapıyorsunuz. 10 yıl sürecek diyorsunuz Suudi Arabistan’ın yanında. Sonra da diyorsunuz ki “ama ortada bir problem yok.”
Olmaz olur mu? Dalga mı geçiyorsunuz bizimle? Savaşın şakası olur mu? Gönderirseniz o çocukları, o Mehmetçikleri, bunun hesabını verebilecek misiniz bu halka? Biz soracağız bunun hesabını. Soracağız. Bundan herkes emin olsun. Tek bir vatan evladı, tek bir emekçi çocuğunun başka bir coğrafyadan buraya cenazesi gelmeyecek. Bunun için mücadele edeceğiz. 29 Ekim bunun için mücadele günüdür. Hiç kimse bu ülkeyi ABD’nin ipiyle, İsrail’in kuyusuna indirmeye çalışmasın.”
‘Kardeşlik ancak sınıf içinde sağlanır’
Etnik, dini veya Yeni Osmanlıcı söylemlerin gerçek bir kardeşlik getiremeyeceğini vurgulayan Savaş, Türk ve Kürt işçilerin aynı patronlarca sömürüldüğünü dile getirdi, gerçek bir kardeşliğin ancak ortak sınıf mücadelesiyle kurulabileceğini vurguladı:
“Şimdi cumhuriyeti çalanları söylüyoruz ve bugün bir mücadele günüdür diyoruz cumhuriyeti yeniden kazanmak için. Daha ilerisini kurmak için. Nedir daha ilerisi? Benden önce buraya gelip size ‘bizim cumhuriyetimizi patronlar yıktı, biz işçiler yeniden kuracağız’ diyen Kürt emekçisi kardeşimdir. Niye bunu söylüyorum biliyor musunuz? Şimdi herkesin dilinde bir cumhuriyet, herkesin kendine göre bir cumhuriyeti var. Cumhuriyet düşmanları, cumhuriyeti ortadan kaldıranlar, yeminli karşıdevrimciler şimdi cumhuriyetçi kesilmiş durumdalar. Bizim karnımız tok. Halkın karnı da tok. İşte onun göstergesi bugün burada konuşan arkadaşımız.
Türkiye’nin dört bir yanında inşaat sektöründe çalışıyor bu arkadaşlarımız, bu kardeşlerimiz. Türk olmuş, Kürt olmuş, Çerkez olmuş, Laz olmuş hiçbir önemi yok; sömürülüyorlar. Kürt patron tarafından sömürülüyorlar, Türk patron tarafından sömürülüyorlar. Avrupalı patronlar tarafından sömürülüyorlar. Şimdi bize diyorlar ki ‘daha güçlü bir cumhuriyet daha büyük bir Türkiye kuracağız.’ Nasıl kuracağız? Yeni Osmanlı hevesleriyle Türkiye’nin rotasını, gözünü, topunu, tüfeğini Ortadoğu’ya çevirip o bölgedeki ülkelerin yurttaşlarıyla, etnik kökenleriyle kendi ülkemizdeki diğer kimliklerle kardeşlik sağlayacağız diyorlar. Böylece de Kürt sorununu çözeceklerini söylüyorlar. Çözülmez. Çözemezsiniz. Çünkü etnik kimliklerle Osmanlıcı heveslerle mezhepçilikle din kardeşliğiyle kardeşlik sağlanmaz.
Kardeşlik ancak sınıf içinde sağlanır. Kürt işçisiyle Türk işçisi arasında sağlanır. Çünkü onlar kimliği, dini, inancı, hiçbir şeyi fark etmeden birlikte sömürülüyorlar. Birlikte eziliyorlar. İşte onlar birleşir, ayağa kalkar, biz de çalınan cumhuriyetin ilerisini kurarız. Daha iyisini yaparız.”
‘Tek suçlu AKP değildir, kimse AKP’nin arkasına saklanmasın’
Cumhuriyet’in tasfiyesinden sadece AKP iktidarının sorumlu tutulamayacağını kaydeden Savaş, ülkenin içinden geçtiği önemli uğraklarda iktidara güç veren siyasal odakların, sermaye sınıfının, sosyal demokratların, NATO destekçilerinin ve düzen partilerinin karşıdevrimin ilerleyişinde oynadığı role işaret ettiği sözlerini şöyle sürdürdü:
“Kim çaldı Cumhuriyet’i? Kim karşıdevrimin tezgahçısıysa o çaldı elbette. Elbette adı sanı belli: AKP iktidarıdır. 25 yıla merdiven dayamış AKP iktidarı Cumhuriyet’in kazanımlarını bir bir ortadan kaldırmak için çaba sahip etmiştir. Ne yazık ki yol da almıştır. Fakat şunu söylemek zorundayız: Tek suçlu AKP değildir. Her kötülüğün başı AKP diye gösterenler kötülüğün başı AKP’dir ama kendi kötülüklerini kendi hatalarını saklamak için de bunu yapmaktadır. Kimse AKP’nin arkasına saklanmasın.
12 Eylül filenin cumhuriyetin çalınmasında payı yok mudur? Kenan Evren değil midir ülkeyi AKP iktidarına taşıyan? 2010’da referandum geldiğinde sözde vesayetçilerle hesaplaşıp demokratik bir anayasa yapacağız diye AKP’yi destekleyen ‘Yetmez Ama Evetçiler’ değil midir? ‘İmam hatipleri en çok ben açtım’ diyen sosyal demokratlar değil midir suçlu? Bununla övünen, bunun için AKP’yle yarışanlar değil midir? Kimse saklanmasın AKP’nin arkasına. Cumhuriyet’le hesaplaşmaya çalışan, Cumhuriyet’in eşitlik, özgürlük, bağımsızlık fikrinden kurtulmaya çalışanlar Cumhuriyet’i çalanlardır. Bu ülkeyi NATO’ya sokanlardır. Bu ülkeyi NATO’ya girsin diye bu ülkenin çocuklarını, evlatlarını Kore’de savaşa yollayanlardır.
Bıkmadan anlatacağız, bıkmadan söyleyeceğiz. Bunların hepsinin arkasında Türkiye’nin zenginleri vardır, sermaye sınıfı vardır, holdingleri vardır. Kimse saklanmasın o süslü cumhuriyet reklamlarının arkasına. Bu Cumhuriyet’in köküne siz kibrit suyu döktünüz. Hesabını soracağız sermaye sınıfından bunun.”
‘Cumhuriyet’i yeniden işçi sınıfının emekçilerin elleri üstünde yükselteceğiz’
TKP Merkez Komite Üyesi Alpaslan Savaş, konuşmasını Cumhuriyetçilerin ortak mücadelesiyle işçi sınıfının elleri üzerinde yükselecek eşitlikçi ve sosyalist bir cumhuriyetin kurulması gerektiğini vurgulayarak şöyle sonlandırdı:
“Yeri geldi mi en demokrat çağdaş görüneceksin. AKP beni yargılıyor diyeceksin. Ama Evren’e ‘elinden tutulmaz ağam daha fazlasını yap’ diye mektup yazacaksın Vehbi Koç olarak. Sonra da AKP iktidara geldiğinde TÜPRAŞ’ı ondan üç kuruşa alacaksın. Cumhuriyet sermaye sınıfı tarafından çalınmıştır. Bunun adını koymamız gerekir. Kimse AKP’yle elini yıkamasın. Suçluları biliyoruz. Biz Cumhuriyet’i yeniden bağımsızlık, eşitlik, adalet ve işçi sınıfının emekçilerin elleri üstünde yükselteceğiz.
Türkiye’nin başka bir kurtuluşu yok. Bu ülkenin başka bir refahı yok. Bugün bu fon patlayacak, yarın başkası. Kimse yargılanmıyor. Yargılansa ne değişecek? Kurmuşlar bir borsa düzeni, kurmuşlar bir bahis düzeni halkın parasını kumarda iç ediyorlar. Sermaye düzenidir bunun adı, eşitsizliğin kaynağıdır. Piyasa düzenidir. Piyasa düzeninin yerine devletçi bir düzen kurmamız gerekir.
Piyasa düzeninin yerine eşit, işçilerin haklarını güvence altına alan, barınma, eğitim, sağlık, temel yaşam ihtiyaçlarının dert edilmeyeceği, sermayenin el koyduğu zenginlikleri pay ettiğimiz, eşitçe paylaştığımız bir düzen kuracağız. Bir düzen kurmak zorundayız. Bunun adı sosyalizmdir. Sosyalist cumhuriyettir bizim ihtiyacımız olan. Kim mi yapacak? Nasıl mı yapacağız? Nasıl kararttılar burayı? Farkındasınız değil mi? Siz nasıl aydınlattınız burayı? Öyle yapacağız işte. Bu meydanı nasıl aydınlattıysak ülkeyi de öyle aydınlatacağız.
Bu ülkenin yurtseverleri, cumhuriyetçileri, komünistleri, Kemalistleri hep beraber ayağa kaldıracağız. Bugün emekçi halkın istikrar arayışına, geleceğine güvenle bakma arayışına ancak böyle yanıt verebiliriz. Bunu iddia eden, bunu örgütlemeye çalışan Cumhuriyet’i kazanır, daha iyisini kurar, olanı da geri alır. Kimse umudunu kesmesin, Kimse enseyi karartmasın. Biz biliyoruz, gündüzünde sömürülmeyen, gecelerinde aç yatılmayan bir cumhuriyet mümkün, onu mutlaka alacağız.”
Ankara: ‘Bugün eşitlik, laiklik ve bağımsızlık için mücadele günüdür’
Başkentteki yürüyüş saat 17.30’da Kolej’den başladı. Ziya Gökalp Caddesi boyunca devam eden yürüyüşte kitle sık sık “Sermaye defol, bu memleket bizim!”, “Boyun eğme, memlekete sahip çık!” ve “Emperyalizmin askeri olmayacağız!” sloganları attı.
Yürüyüşün sona erdiği Sakarya Caddesi’nde TKP Ankara İl Başkanı Banu Ünver bir konuşma yaptı. Konuşmasına Cumhuriyet’in temel kazanımlarının ortadan kaldırıldığına işaret ederek başlayan Ünver, yaşanan yıkımın asıl sorumlusunun sermaye sınıfı olduğunu belirtti:
“Bugün Cumhuriyeti çaldılar. Bütün değerlerini; bağımsızlığı, egemenliği, halkçılığı, kamuculuğu ve laikliği ortadan kaldırdılar. Geriye yalnızca büyük bir yıkım ve karanlığa doğru sürüklenen bir ülke kaldı. Peki, bunun sorumlusu kim? Bu ülkede Cumhuriyeti kim çaldı? Sorumlu; ülkesine tümüyle yabancılaşmış, kendi çıkarlarını emekçilerin insanlık dışı koşullarda yaşaması üzerine kurmuş, ülkenin bütün zenginliklerinin ve kaynaklarının üzerine çöken sömürücü sermaye sınıfıdır. Tüm bunların sorumlusu onlardır.”
Ünver, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Bu ülkenin emekçileri bu mücadeleye omuz verecek ve emekçilerin cumhuriyeti yine alın teriyle inşa edilecektir. Yeni cumhuriyet, ülkedeki bütün değerleri ortaya çıkaran gerçek sahiplerinin elleriyle kurulacaktır. Bu iradeyle; Kurtuluş Savaşı’nda ve Cumhuriyet’in kuruluşunda emek veren tüm kahramanları ve bu mücadelenin önderi olan Mustafa Kemal Atatürk’ü saygıyla selamlıyoruz. Bugün 29 Ekim ve ortada salt bir kutlamadan ziyade büyütülmesi gereken bir mücadele gerçeği var. Bugün eşitlik, laiklik ve bağımsızlık için mücadele günüdür. İnsanca bir yaşam, bağımsız ve egemen bir ülke, aydınlık bir gelecek ve çocukların yüzünün gülebilmesi için tek yol bu mücadeleyi yükseltmektir. Yaşasın Cumhuriyet!”
İzmir: ‘Cumhuriyet’i patrona ve yobaza bırakmayız’
TKP’nin Cumhuriyet’in ilanının 103. yıl dönümü dolayısıyla İzmir’de düzenlediği halk yürüyüşü de 19.00’da Karşıyaka ilçesinde başladı. Karşıyaka İZBAN İstasyonu önünde toplanan yurttaşlar, sloganlar ve pankartlar eşliğinde Karşıyaka Çarşısı boyunca yürüyerek çarşı girişine kadar ilerledi.
Yürüyüşün ardından gerçekleştirilen basın açıklamasında konuşan TKP Merkez Komite Üyesi Berkay Kemal Önoğlu, Cumhuriyet’in ancak emekçilerin mücadelesiyle yeniden ayağa kaldırılabileceğini vurguladı. Büyük holdinglerin ve sermaye gruplarının 29 Ekim mesajlarını sert sözlerle eleştiren Önoğlu, Cumhuriyet’in patronların insafına bırakılamayacağını ifade ederek şöyle konuştu:
“Şimdi her 29 Ekim’de olduğu gibi büyük övgülerle, süslü cümlelerle o büyük sermaye sahipleri reklam filmleri yayınlıyorlar. Milyonlarca emeklimiz, okullarda sabun aranırken yüzde 400-500 kâr oranlarıyla her yıl Cumhuriyet’in tasfiyesini karşılayanlar neyi kutluyorlar? Kıdem tazminatına bile göz dikenler, kıyılarımızı, madenlerimizi, ormanlarımızı yağmalayan Cengiz’i, Limak’ı, Koç’u, Sabancı’sı… Bunların bugün Cumhuriyet’le ne ilişkisi var? Cumhuriyet bizim için eşitlik, egemenlik ve özgürlük demektir. Cumhuriyet bizim, patrona, yobaza bırakmayız! Mücadelemiz verildikten sonra sırtımızdan bu sömürücüleri attıktan sonra geriye adını koymak kalacak: Yeniden Cumhuriyet, emekçilerin cumhuriyeti olacak, ille de sosyalizm olacak!”
HOLLANDA’DA CUMHURİYET COŞKUSU: BİR BABAYA VEFA, BİR ESKİ DOSTA KUCAK…
Hollanda’da Cumhuriyet’in 103’üncü yıl dönümü, bin kişiyi aşan bir buluşmayla kutlandı. Büyükelçi Burak Akçapar ile üç başkonsolosun birlikte ev sahipliği yaptığı gece, birlik ve beraberliğin güçlü bir görüntüsünü sundu.
Benim için gecenin bir başka anlamı daha vardı. Kalabalığın içinden yükselen “Karaçay!” sesi, Hürriyet yıllarından dostum Ziya Akçapar ile beni yeniden buluşturdu. Karşımda, hem eski bir meslektaşım, hem de yeni büyükelçimizin babası vardı.
Annesini 13 yıl önce kaybeden Büyükelçi Burak Akçapar, babasını yalnız bırakmadı, görev yaptığı ülkelere O’nu da götürdü. 86 yaşındaki gazeteci Ziya Akçapar’ın, oğlunun ev sahipliğindeki Cumhuriyet resepsiyonunda eski meslektaşıyla buluşması, geceye ayrı bir sıcaklık kattı.
Yazı: İlhan KARAÇAY Foto: Mustafa KOYUNCU
Cumhuriyet Bayramı, insanın nerede yaşarsa yaşasın, memleketiyle kurduğu bağı yeniden hissettiği günlerden biri. Hollanda’daki kutlamada da bu duygu, salonları dolduran kalabalığın her köşesinde hissediliyordu. Türk ve Hollandalı davetliler, Cumhuriyet’in 103’üncü yıl dönümünde aynı çatı altında buluştular.
Cumhuriyet Bayramı resepsiyonundan fotoğraf 5Cumhuriyet’in 103’üncü yıl dönümünde, diplomatik temsilciler ve davetliler aynı bayram coşkusunda buluştu.
Lahey yakınındaki Rijswijk’te bulunan De Broodfabriek’te düzenlenen resepsiyona, binin üzerinde davetli katıldı. İki büyük salona yayılan kutlama, resmî törenin yanında, dostların karşılaştığı, eski tanışıklıkların tazelendiği bir buluşmaya da dönüştü.
KALABALIĞIN İÇİNDEN GELEN TANIDIK BİR SES
Salona girdiğim sırada, arkamdan birinin “Karaçay!” diye seslendiğini duydum. Dönüp baktığımda, karşımda Ziya Akçapar’ı gördüm. 86 yaşındaki eski dostumu tanımakta güçlük çekmedim. Yıllar geçmişti, ama meslek arkadaşlığımızın sıcaklığı yerli yerindeydi.
Ziya ile Hürriyet gazetesinde birlikte çalışmıştık. Ben, gazetenin Benelüks ülkelerindeki temsilciliğini yürütürken, O da İsviçre muhabiriydi. Ayrı ülkelerde, aynı gazetenin okurlarına haber ulaştıran iki meslektaştık. O akşam, Cumhuriyet kutlamasının kalabalığı içinde karşılaşınca, o yıllar yeniden aklıma geldi.
Kısa sohbetimiz, içten bir kucaklaşmaya dönüştü. Tam o sırada, Büyükelçi Burak Akçapar ve beraberindekiler bize doğru yürümeye başladılar. İki eski gazetecinin buluşmasına onlar da tanık oldular. Benim için, gecenin en güzel anlarından biriydi.
Hürriyet’in eski Benelüks temsilcisi İlhan Karaçay ile eski İsviçre muhabiri Ziya Akçapar, tören sırasında salonun arkasında yan yana oturarak bir hatıra fotoğrafı çektirdiler.
Kutlama programı başladığında, Ziya ile salonun arkasında yan yana oturduk. Çektirdiğimiz fotoğraf, eski bir dostluğun bugüne uzanan hatırası oldu. Bir zamanlar haber peşinde koşarken paylaştığımız meslek hayatı, bu kez oğlunun ev sahipliği yaptığı Cumhuriyet resepsiyonunda bizi bir araya getirmişti.
BİR BÜYÜKELÇİNİN BABASINA VEFASI
Ziya’nın hayatında, aradan geçen yılların silemediği bir acı vardı. Eşini 13 yıl önce kaybetmişti. Uzun bir hayatı paylaştığınız insanın yokluğu, insanın gündelik hayatındaki en küçük ayrıntıda bile kendisini hissettirir. O akşam konuştuğumuz aile hikâyesinin, beni en çok düşündüren tarafı da buydu.
Burak Akçapar, annesinin vefatından sonra babasını yalnız bırakmamıştı. Görevleri nedeniyle nereye taşındıysa, babasını da yanında götürmüştü. Lahey’e gelirken de aynı şeyi yapmıştı. Diplomat iki oğlu daha bulunan Ziya, bu yeni görev yerinde de büyük oğlunun yanındaydı.
Bu yakınlık, uzun uzun anlatılmaya ihtiyaç duymayan bir vefa örneği. Bir diplomatın hayatında görevler, ülkeler, şehirler değişiyor. Burak Akçapar, bütün bu değişikliklerin içinde, babasıyla birlikte yaşamayı sürdürmüş. Cumhuriyet Bayramı gecesinde, eski dostumla karşılaşmanın sevincine, bunu öğrenmenin sıcaklığı da eklendi.
İlhan Karaçay ile Türkiye’nin Lahey Büyükelçisi Burak Akçapar. Cumhuriyet resepsiyonundaki buluşma, babası Ziya Akçapar ile eski meslek dostluğunu da yeniden canlandırdı.
Daha sonra Burak Akçapar ile el sıkıştık, birlikte fotoğraf çektirdik. Yeni büyükelçimizle tanışırken, babasıyla yıllar öncesine uzanan dostluğumuzun da yanımızda olduğunu hissettim. O fotoğrafa baktığımda, bundan sonra bu buluşmanın hikâyesini de hatırlayacağım.
BÜYÜKELÇİ VE ÜÇ BAŞKONSOLOSTAN ORTAK KUTLAMA
Resepsiyonun ev sahipliğini, Türkiye’nin Lahey Büyükelçisi Burak Akçapar ile Amsterdam Başkonsolosu Rakibe Demet Şekercioğlu, Deventer Başkonsolosu Işınsu Topcuoğlu ve Rotterdam Başkonsolosu Hakan Etkin birlikte üstlendiler. Temsilciliklerin ortak organizasyonu, Hollanda’nın farklı bölgelerindeki vatandaşları aynı kutlamada bir araya getirdi.
Cumhuriyet Bayramı resepsiyonundan fotoğraf 3Soldan sağa, Deventer Başkonsolosu Işınsu Topcuoğlu, Amsterdam Başkonsolosu Rakibe Demet Şekercioğlu, Lahey Büyükelçisi Burak Akçapar ve Rotterdam Başkonsolosu Hakan Etkin.
İstiklal Marşı ile Hollanda Millî Marşı’nın okunmasıyla başlayan programda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın mesajı da okundu. Büyükelçi Akçapar, Cumhuriyet Bayramı’nı Hollanda’da yaşayan vatandaşlarla birlikte kutlamaktan mutluluk ve şeref duyduğunu ifade etti.
Akçapar, Türkiye’nin 103 yılda, köklü devlet tecrübesi, kurumları ve kültürel mirasıyla önemli ilerlemeler kaydettiğini anlattı. Türkiye’nin bölgesindeki ve dünyadaki rolüne değinerek, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinde barışa yönelik çabalarını ve mağdurların sesini duyurma gayretini vurguladı.
Büyükelçi, dünyanın neresinde yaşarsa yaşasın, Türk milletinin her bir ferdinin başarısının Türkiye için gurur kaynağı olduğunu da belirtti. Göreve başladığından bu yana tanıştığı vatandaşların çalışmalarıyla gurur duyduğunu dile getirdi.
HOLLANDA’YA KATKI SAĞLAYAN BİR TOPLUM
Büyükelçi Akçapar’ın konuşmasında, Hollanda’daki Türk toplumunun bu ülkenin hayatına kattıkları önemli yer tuttu. Toplumun ekonomik, sosyal, kültürel ve siyasal alandaki katkılarına dikkat çeken Akçapar, 54 bin işletmeye ve sivil toplum kuruluşlarının çalışmalarına işaret etti.
Cumhuriyet Bayramı resepsiyonundan fotoğraf 4Resepsiyon, diplomasi, iş dünyası ve sivil toplum çevrelerini buluşturdu. Geceye katılan davetlilerden bir grup, hatıra fotoğrafında bir arada.
Siyasetçilerden sanatçılara, bilim ve teknoloji alanında çalışanlardan işçilere ve işverenlere kadar uzanan geniş bir kesimin başarılarını anlatan Akçapar, finanstan yapay zekâya, Türk mutfağına kadar pek çok alanda bu katkıların somut örneklerini gördüğünü izah etti.
Hollanda’nın refahı ve mutluluğunun, Türk Hollandalıların da huzuru ve refahı anlamına geldiğini vurgulayan Büyükelçi, iki ülkenin bu güçlü ortak zeminde buluştuğunu söyledi. Türkiye ile Hollanda arasındaki 400 yılı aşan ilişkilerin mirasını devralmaktan gurur duyduğunu belirterek, somut ve olumlu bir gündemle bu ilişkileri daha ileriye taşımak istediklerini anlattı.
Resepsiyona, DEİK-DTİK Avrupa Temsilciler Kurulu Başkanı Turgut Torunoğulları ve yönetim kurulu üyelerinin yanı sıra, HOTİAD Başkanı Hikmet Gürcüoğlu, UID, MÜSİAD ve HOTİAD yöneticileri, diğer sivil toplum temsilcileri, yabancı misyon mensupları, NATO askerî temsilcileri, Hollandalı siyasetçiler ve emniyet yetkilileri de katıldılar.
İKİ SALONA YAYILAN CUMHURİYET COŞKUSU
Kırmızı ve beyaz süslemelerin altında bir araya gelen davetliler, iki büyük salonu doldurdular. Farklı şehirlerden gelen vatandaşların, iş insanlarının ve sivil toplum temsilcilerinin buluşması, Hollanda’daki Türk toplumunun geniş çevresini bir kez daha görünür kıldı.
Kırmızı ve beyaz balonlarla süslenen ana salondan iki görünüm. Davetliler, Cumhuriyet’in 103’üncü yılını birlikte kutladılar.
Katılımın yoğunluğu, salonun dışına da yansıdı. Davetlilerin geldiği otomobiller çevredeki sokaklarda büyük yoğunluk oluşturdu. Trafik polisleri, ulaşımın düzenli sürmesi için özel önlemler aldılar. İçeride bayram heyecanı yaşanırken, dışarıda da bu büyük buluşmanın hareketliliği vardı.
Kutlama, iki büyük salona yayıldı. Farklı çevrelerden gelen davetliler, resepsiyon boyunca sohbet etme ve görüşme imkânı buldular.
Böyle gecelerde, programın resmî akışı kadar, kalabalığın içinde yaşanan küçük karşılaşmalar da akılda kalıyor. Kimi uzun zamandır görmediği bir dostuna rastlıyor, kimi yeni bir tanışıklık kuruyor. Benim payıma düşen ise, Ziya Akçapar ile geçmişe uzanan, çok özel bir buluşma oldu.
ESKİ EKMEK FABRİKASINDA BAYRAM BULUŞMASI
Kutlamanın yapıldığı binanın da bir geçmişi var. Bir zamanlar ekmek üretilen De Broodfabriek, bugün fuarlara, toplantılara ve büyük buluşmalara ev sahipliği yapıyor. Lahey çevresine ekmek yetiştiren bu eski fabrikanın salonları, bu kez Cumhuriyet Bayramı için kapılarını açtı.
Cumhuriyet Bayramı resepsiyonundan fotoğraf 10İkinci salondaki davetlilerden bir görünüm. Eski fabrikanın geniş iç mekânı, Cumhuriyet resepsiyonuna ev sahipliği yaptı.
Davetliler gelmeden önce, kutlama için hazırlanan iki büyük salon. Beyaz masalar ile kırmızı ve beyaz süslemeler, gecenin konuklarını bekliyordu.
Geceden ayrılırken, Cumhuriyet’in 103’üncü yılını birlikte kutlamanın sevincini taşıyordum.
Bir de, arkamdan gelen o tanıdık ses vardı aklımda. Kalabalığın içinde bir “Karaçay!” seslenişi, yıllar öncesinden bir dostluğu yeniden yanı başıma getirmişti.
CUMHURİYETİMİZİN 103. YIL DÖNÜMÜ YENİKAPI’DA BİRLİK VE COŞKUYLA KUTLANDI
İBB Başkanvekili Nuri Aslan, Yenikapı’da düzenlenen 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamasında konuştu. “Seçilmiş İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız ve Cumhurbaşkanı Adayımız Ekrem İmamoğlu’nun selamlarını getirdim!” diyen Aslan, “Ekrem Başkanımız bugün aramızda değil. Ama biliyorum ki kalbi burada, sizlerle birlikte atıyor. Şimdi buradan, Ekrem Başkanımıza bir selam gönderelim mi? Selam olsun Silivri’ye! Selam olsun özgürlüğü bekleyen bütün yol arkadaşlarımıza. Selam olsun Cumhuriyet’e, demokrasiye ve adalete inanan milyonlara” şeklinde konuştu.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Cumhuriyetimizin 103’üncü yıldönümünü şanına yakışır bir biçimde kutladı. Yenikapı’da düzenlenen kutlamalarda binlerce vatandaş ellerinde Türk Bayrakları ile 29 Ekim coşkusuna ortak oldu. İBB Başkanvekili Nuri Aslan da ailesiyle birlikte tören alanındaki yerini aldı. Aslan’a ayrıca İBB Genel Sekreteri Prof. Dr. Volkan Demir ile İBB’nin üst yönetimindeki yöneticiler eşlik etti. Saat 18.00’de başlayan kutlamalarda sırasıyla Arem&Arman, Simge Sağın sahne aldı. Ardından “Cumhuriyet” adlı video gösterimi ve daha sonra Dans performansıyla coşku her dakika daha da arttı.
Sahne gösterilerinin ardından protokol konuşmasına geçildi. İBB Başkanvekili Nuri Aslan, sahnede yaptığı 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı konuşmasında şu ifadeleri kullandı;
“Merhaba Sevgili İstanbul! Yüzü umuda gülen çocuklarımız, Bayrağını alıp gelen büyüklerimiz, Atasının yolunda yürüyen genç kardeşlerimiz, Ülkesini, vatanını seven, Cumhuriyet’ine sahip çıkan güzel İstanbullular. Hepinize kocaman bir merhaba!”
“SELAM OLSUN ÖZGÜRLÜĞÜ BEKLEYEN BÜTÜN YOL ARKADAŞLARIMIZA”
“Cumhuriyetimizin 103. yılında, Yenikapı’da sizlerle bir arada olmaktan büyük mutluluk duyuyorum. İyi ki varsınız! İyi ki bu akşam hep birlikteyiz! Sizlere, bir buçuk yılı aşkın süredir haksız ve hukuksuz biçimde Silivri’de tutulan, seçilmiş İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız ve Cumhurbaşkanı Adayımız Ekrem İmamoğlu’nun selamlarını getirdim! Ekrem Başkanımız bugün aramızda değil. Ama biliyorum ki kalbi burada, sizlerle birlikte atıyor. Şimdi buradan, Ekrem Başkanımıza bir selam gönderelim mi? Selam olsun Silivri’ye! Selam olsun özgürlüğü bekleyen bütün yol arkadaşlarımıza. Selam olsun Cumhuriyet’e, demokrasiye ve adalete inanan milyonlara!”
“CUMHURİYET, KİMSESİZLERİN KİMSESİDİR”
“103 yıl önce Türk milleti kendi kaderini eline aldı. Biz bu ülkeyi yokluk içinde kurduk. İşgale direndik, emperyalizme karşı mücadele ettik, öyle kurduk. Bağımsızlığımızdan, özgürlüğümüzden vazgeçmedik. Biz hep hür yaşadık, hür yaşayacağız! Ve bütün bu mücadelenin önünde büyük bir lider vardı: Gazi Mustafa Kemal Atatürk! Atatürk, bize Cumhuriyet’i armağan etti. Cumhuriyet, yüzlerce yıl unutulmuş, ezilmiş, hor görülmüş Anadolu’nun ayağa kalkmasıdır. Cumhuriyet, yurdu demir ağlarla örmektir. Fabrikalar kurmak, okullar açmak, çocuklarımızı geleceğe hazırlamaktır. Cumhuriyet, işçiye iş, köylüye toprak, bebeğe süt, çocuğa ekmek ve kitap, gence gelecek sağlamaktır. Cumhuriyet, insanca yaşamaktır. Cumhuriyet, korkmadan yaşamaktır. Cumhuriyet, haysiyetle yaşamaktır. Cumhuriyet, kimsesizlerin kimsesidir! İşte biz de İstanbul’da bu anlayışla çalışıyoruz”
“CUMHURİYET’İN IŞIĞI BU TOPRAKLARDA HİÇ SÖNMEYECEK!”
“Ekrem Başkanımızın öncülüğünde başlattığımız hizmet yolculuğuna aynı kararlılıkla devam ediyoruz. Çocuklarımız için merkezler açıyoruz. Gençlerimizin eğitimine destek oluyoruz. Annelerimizin, emeklilerimizin, geçim sıkıntısı yaşayan komşularımızın yanında duruyoruz. Kent Lokantalarımızla sofraları büyütüyor, metrolarımızla İstanbul’u birbirine bağlıyoruz. Bu şehrin tarihine, doğasına, kültürüne sahip çıkıyoruz. Biz Cumhuriyet’e sahip çıkıyoruz. Cumhuriyet’in ışığı bu topraklarda hiç sönmeyecek!”
“29 EKİM CUMHURİYET BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN!”
“Cumhuriyetimizi demokrasiyle, adaletle, eşitlikle ve özgürlükle büyüteceğiz. Çocuklarımıza daha güzel bir İstanbul, daha güzel bir Türkiye bırakacağız. Başta Cumhuriyetimizin kurucusu, Başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, bu toprakları bize vatan yapan bütün şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi minnetle anıyorum. Şimdi istiyorum ki sesimiz İstanbul’un yedi tepesinden yükselsin, bütün Türkiye’de yankılansın: Yaşasın Gazi Mustafa Kemal Atatürk! Yaşasın Cumhuriyet! 29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun!”
Aslan, konuşmasının sonunda İstanbul’un seçilmiş Büyükşehir Belediye Başkanı ve Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu’nun, Cumhuriyetimizin 100. Yılında Maltepe Meydanı’nda yaptığı konuşmalarından kesitlerin de yer aldığı videonun gösterimini sundu. Yenikapı’daki kalabalığın coşkusu, video gösterimiyle zirveye ulaştı.
Cumhuriyet Bayramı kutlaması Mert Demir konseriyle devam etti.
📢 Haberle İlgili Bildirim & Paylaşım
Haberi WhatsApp'ta paylaşabilir, düzeltme bildirebilir, ihbar gönderebilir veya yeni haber paylaşabilirsiniz.



